31 07 2009

Sıfır Km


Bu albüm son takıntımdır.. Yüksek sesle dinliyorum hatta koccimi de bir miktar rahatsız ediyorum. Dinleyin derim..

Grup Levent Yüksel, Volkan Öktem ve Ant Şimşek'den oluşuyor.Canlı 'da dinlemek isterim , araştırmak lazım.. Sizin içinde bir parça yükledim..

Not; Pılımız ve pırtımız eşliğinde İstanbulluyuz artık :) Tedi ev değiştirdiğinden azcık bunalım takılıyor ne yemek yiyor , ne de su içiyor ama alışacak umuyorum.. Kabinde geldi bu arada kutusuyla beraber 7,50 kilo olmasına rağmen, yazacağım daha detaylı ..

Dürüst elemanlar aranıyor..

İstanbul'dayken beni sıkıntılara boğan bir firmayı buraya yazıpta ifşa etmesem olmaaaz..

Bildiğiniz üzere evimiz tadilatta, konu bununla ilgili.. Evimize alacağımız banyo , antre-mutfak yer seramiklerimizi uzun araştırmalarımız sonucunda, hem bol çeşit olmasından hem de modern tarzda şeyler olmasından dolayı Çanakkale Seramik'ten seçtik..  

Ama pek iyi bir karar olmadığını anladım ,biraz geçte olsa..

Evin tadilatına başlanmadan siparişler verildi.. Bayii (Tepeüstündeki Akış oluyor burası ) fabrika ile görüştü ,stokta var dedi..Şu gün elinizde olacak ürünler, dediler bize. O 'şu gün' gelmeden bir arayalım soralım dedik.. Ne deseler beğenirsiniz ''Banyo için seçtiğiniz dekorlar ,üretimden kaldırılmış'' diyorlar.. Bende Moskova'dayım.. Neyse acelesinden döndüm İstanbul'a. Gittik ki ,bizimle ilgilenen bayan(!) tatilde dediler,nasıl olur bize bir şey söylemedi filan dedik ,böyle mi çalışıyorsunuz kardeşim siz, işi ortada bırak git ohh ne güzel işmiş.Sonradan öğreniyoruz ki bayan işten ayrılmış..

Neyse uzatmayayım ,o bayii'den banyo seramikleriyle ilgili bir sonuç alamayacağımızı anlayıp ,banyo ile ilgili siparişimizi iptal edip ayrılıyoruz.. Mutfak ve antreye döşenecek yer seramiklerini gönderecekler ama..

Banyo seramiklerimizi başka bir Çanakkale Seramik Bayii'nden seçiyoruz(Ataşehir'deki bayii) ..Söyledikleri zamanda ürünler problemsiz geliyor.

Ha bu arada bize ilk gönderecekleri tarih için ustamızdan randevu almışız , ama ürün olmadığı için adama rezil olmuşuz(bu birincisi).. Ustamız ertesi hafta izin yapacakmış, ama bizim seramikler o zaman geliyor..Yani bizim süremiz kafadan 15 gün atıyor..

Ama bizim çilemiz bitmemiş..Baştan beri problem yaşadığımız firmadan aldığımız yer seramikleri döşeniyor ve görüyoruz ki , çift renkli!! Yanlış anlaşılmasın bizim seçtiğimiz ürün tek renkti.. Ustamızda fark etmeden döşediği için farklı renkler bir orada bir burada abuk subuk yerlerde.Çanakkale Seramik'i arıyoruz durumu bildiriyoruz..Acilinden fotoğraf isteniyor  , ürünün elimizde bulunan iki rengini fabrikaya kargo yapmamız isteniyor..Ooo çok hızlılar deyip gönderiyoruz..Çabuk sonuç alacağımızı ümit ediyoruz tabi.

Hata tespiti için bir yetkili geliyor eve , bu arada bizim her işimiz aksıyor..Kapılar geliyor takılmak için ama seramiklerin tekrar sökülmesi gerektiğinden takılamıyor.Seramik işi biten banyomuza tıkıyoruz kapıları.Yetkili hatanın fabrikada olduğunu , hatalı ürünler yerine yeni ürün gönderileceğini ve işçiliğinde karşılanacağını söylüyor.. Bizim süremizde kısıtlı, en kısa zamanda gönderilsin istiyoruz.. Bizden istenen döşenmiş ürün arasından , hatalı olanları sökmemiz!! Mümkün değil , ya hatalı olmayanlar kırılırsa bu işlem sırasında. Bizim ustamız böyle bir risk alamayacağını söylüyor ,kibarca yapamam demek yani.. Zaten abuk bir şey olur altına sürülen yapıştırıcı tam çıkartılmazsa, kot farkı olacak aralarında falan filan..Boktan bir iş!

Ben Çanakkale Seramiğin İstanbul'daki genel müdürlüğünü arayıp bir bayanla görüşüyorum.. Ya tüm ürünü gönderin, ya da hiç göndermeyin işçilik + ürünlerin parasını verin başımızın çaresine bakalım diyorum. 2. şıkkın hiç bir zaman olamayacağını söylüyor ve uzun konuşmalar sonucunda tüm ürünü göndermeye ikna oluyor.. Hatalı ürünlerin sökülmesi ve yeni ürünlerin takılması ile ilgili işçilik ücretini konuşma gereği duymuyorum çünkü zaten firma tarafından kabul edilmişti.. Fatura adreslerini almak için arıyorum( işçilik faturası için) , ''biz işçilik vermiyoruz'' diyorlar bu seferde.

Ustanında hatası olduğunu ,ürünlerin kontrol edilmeden döşendiğini filan söylüyor.Ne dedimse kabl ettiremiyorum ve sonunda tamamdır , diyoruz yeni ürünler en kısa zamanda gelsinde usta ile durumu hallederiz biz aramızda diyoruz.. Ürünün elimizdeki koyu renkten bizim için özel üretim yapılacağı söyleniyor , haftasonu bayiide olur ,Pazartesi sizde ürün deniyor.. Biz yine sözlerine güvenerek ustamızdan rica minnet randevu alıyoruz. Pazartesi oluyor ,ürün yok..(2. kez rezil oluyoruz)

-Ee kardeşim hani ürün bugün geliyordu.

-Kem küm bir problem oldu da..

Ya hastamısınız nesiniz bu problemler hep bizi mi buluyor!! Yalancısınız diye bir döşeniyorum.. Tamam ben fabrikayla konuşayım haber vericem size deniyor ama o gün bir daha ses çıkmıyor , ben arıyorum yan odada , yemekte , telefonda gibi yalanlar söyleniyor bana.. Ertesi gün nasıl oluyorsa ulaşılamayan hanıma ulaşıyoruz . Ürünler gönderildi  ,bayii ile konuşun bundan sonra deniyor.. Allahın belası bayii'yi arıyorum (bu arada bizim işlerimizle ilgilenirken birden işten ayrılan bayan yine dönmüş işine ),kamyonumuz geldi ama sizin ürünler yok içinde başka bir bayii'ye gitti görünüyor ama oraya da sorduk orada da yok..

Hıh gelde delirme!!!

Ararsın tekrar genel müdürlüğü , ulaşılamayan bayan hala ulaşılmaz konumda..Daha yetkili olanlarda toplantıda vs.. gerçekse artık..Telefona çıkan bayana başladım çemkirmeye,uzun uzun çemkirdikten sonra , bu ürünler yarın geldi geldi yoksa mahkemeliğiz deyip kapatıyorum telefonu.. Çemkirmem işe yarıyor ki ürünler bulunuyor.

Bir firma nasıl bu kadar yalancı eleman bulabilmiş , hayretler içerisindeyim..İş ilanına iyi yalan söyleyebilen elemanlar aranıyor mu yazıyorlar acaba anlamadım..

Ürünler geldi, benim buraya gelmek için yola çıktığım gün döşendi.. Ha bu arada gelen ürün , daha öncekilerin bir renk koyusu!! Yani elimizde aynı modelin 3 rengi oldu.. Sadece hatalı ürünlerin değiştirilmesini kabul etseydik,yine farklı renkli seramiklere sahip olacaktık..

Döşendikten sonra babacığımı arıyorum ,benim evde seside bir tuhaf..Güzel oldu mu ,diyorum "oldu da" diyor :) Var bir şey yine hayırdır diyorum.. Söylemek istemiyor başta benim moralim bozulmasın diye.. Israrlarım sonucu gelen yeni ürünler içinden bir kutunun renginin farklı çıktığını ve ustanın yine farketmeden döşediğini söylüyor..

Hatanın hatası olmaz , diyen çalışana çok derin saygılarımı gönderiyorum!!

Sonuç; evet başta moralim çok bozuluyor ,niye hep bizi buluyor bu aksilikler diyerek beynimi yiyorum, kimin gözü kaldıysa gözü çıksın diyorum.. O da nazar boncuğu olsun evimizin diyerek , bekleyen diğer işlerimizin önünü açıyoruz.. Bir haftada çok yol gitti evimiz , ev olmaya başladı artık..

Ama benim Çanakkale Seramik ile savaşım bitmedi.. Son gelen ürünlerinde hesabını soracağım bana yaşattıkları bu sinirin stresin acısını çıkaracağım valla..

Olaylardan sonra konuştuğumuz arkadaşlarımız (biri inşaat mühendisi ,biri evine tadilat yaptırmış bir arkadaş) Çanakkale Seramik'te bu tarz olayların her zaman yaşandığını söylüyorlar , keşke daha önce konuşsaymışız diyoruz keşke..

Çanakkale Seramikten uzak durun demiyorum , modern ürünleri var ama gelen ürünleri bir değil milyon kez  kontrol edin ve problem çıkmasına her daim hazırlıklı olun!!

30 07 2009

M


''Evdeyim ya eskisi gibi yazarım bu ara :)''  demişim önceki yazımın sonunda..

Hııııı.. Eveeeet... ne yazdım, ne yazdım :)

Burada hava çok fena , nemli ,sıcak böğkk. Evdeyim genelde boş boş oturuyorum , atılacaklar atıldı ,verilecekler verildi , toplanacaklar toplandı, ee daha ne olsun.. 

Yeni geldim sokaktan.. Moskova'da özleyeceğim tek şeyin METRO olduğuna karar verdim.. Ne havası, ne suyu , ne şu aralar abuk subuk giyinen hatunları (zaten hatunları özleyecek olsam tuhaf olurdu di mi) ,ne parkı bahçesi.. 

Pis olsada  , geceleri insanları bir miktar tedirgin etsede ,iş saatlerinde kalabalıktan penguen gibi yürümek zorunda kalsakta , illa onu isterim.. Çok alışmışım ben bu lükse.

Fotoğraf benim değil , kaynak.

25 07 2009

Türküm ,Doğruyum, Çalışkanım..

Moskova'daki evimi kapatıp, koccimle oğluşumu toparlayıp İstanbul'a götürmek üzere Moskova'ya geldim..

5 senedir şu memlekete gidip geliyorum , bu seferki gibi bir memurla hiç karşılaşmamıştım pasaportta.. Hep asık suratlı hatta suratsız tipler olurdu, işlerini de nasıl yavaş yaparlar anlatamam. Bu sefer , nasıl olduysa sohbet etmekten işini yavaş yapan bir memurla karşılaştım , güler yüzlü , hatta birazda fazla samimi..

Boynuma 'Ben Türküm' diye bir tabela asacağım sonunda.. Önce uçakta yan koltukta oturacak bey geldi , ''Türkçe biliyor musunuz?" dedi. Evet, dedim.. Yeri ile ilgili bir şeyler sordu ,gayet düzgün olduğunu düşündüğüm bir Türkçe ile cevap verdim ama yetmedi , yerine oturduktan sonra ''Türk müsünüz'', dedi.. Heyy Allahım yaa!! EVET..

Pasaport kontrolündeki  memurda Pasaportum elinde olduğu halde aynı soruları sordu , hatta yok yok değilsin gibi şeylerde saçmaladı evet dediğim halde..

Rusların kafasındaki Türk imajı nasıl diyeceğim ama uçaktaki bey'de Türk'tü.. İlginç valla ..

Neyse , bir hafta sonra ailecek dönüyoruz İstanbul'a.. Dönünce de, ben kaldığım yerden yorulmaya devam edeceğim..

Tedi'mle hasret gidermedeyim şimdilik, öpüyoruz hepinizi.. Evdeyim ya eskisi gibi yazarım bu ara :)

22 07 2009

1 Lira

İstiklal caddesinde olan olayı çoğunuz duymuşsunuzdur sanırım... Türkiye'ye iş kurmak için gelen Almanya vatandaşı Gregor Kerkeling sokak ortasında 1 lira için bıçaklandı ve öldü.. İnsan trafiğinin her zaman çok yoğun olduğu bir yerden bahsediyorum , sokak ortası derken. Alelade bir sokak değil yani..

Bugün Kadıköy'de yanıma büyükçe bir çocuk geldi, mendil satıyor.. İhtiyacım yok teşekkür ederim var çantamda (ki gerçektende vardı) dedim.. Çocuk benimle birlikte yürümeye başladı , abla almazsanda para ver dedi önce , sonra versen ne olur sanki demeye başladı.

Ürktüm açıkçası..

1 lira versem ben fakirleşmezdim ama ,aman canımıza bir şey olmasın etraf manyak dolu deyip haraç mı vereceğiz artık!! Bunun sonu buraya gider.

Akşam haberlerde verseydi 1 lirayı ölmeyecekti dediler ,Gregor Kerkeling için..

20 07 2009

Mobilya bakarken..

Mobilya bakarken , Modoko ve Masko'yu dolaştık.. Ben tutturdum tabi Modoko'da her mağaza yok Masko' da daha çok çeşit var oraya da bakmam şart diye :) Sağolsun babacııım kırmaz beni gittik beraber , hafta içide kimsecikler yok, iyi oldu gezdik doya doya.. Evet yanılmamışım Masko'da çeşit çok .. Ama beğendiğim şeyler Modoko'da da olan markalar olunca fark etmedi oralara kadar gitmemiz. Şöyle fark etti aslında Masko'da aynı marka bize daha çok fiyat çıkardı ,anlamadım ya yanlışlık yaptılar ya da kazıklayalım gitsin dediler bilemem..

Mağazalara girip çıkıyoruz , arada mobilyaları okşuyoruz fiyat bile sormadan çıkıyoruz..
-Yardımcı olalım efenim..
-Yok ,okşayıp çıkıcaz :))))

Kesin sapık sandılar bizi..Cilalarına bakıyoruz pürüzlüyse yüzey, ıı-ıhh iş yok mobilyacıda..Bir de adamın biri diyor ki müşterilerin parfümlerinden etkileniyor bu cilalar burada olduğu için böyle..O kadar hassasmış yani..

Hadi len dedik, içimizden tabi :)

Neyse bu işi de hallettik.. Renk tutmaz korkusuyla , ahşap olanları bir yerden sipariş verdik , Koltuk ve yemek masasının sandalyelerini bir başka yerden..Yatak odası da ayrı yerden :)

Yatak odamızın bilgisayarda yerleşmiş hali :)

Pencereden görünen manzarada ,mimarın bize layık gördüğü herhalde :)

Bu arada yeni kelimeler girdi hayatıma , daha önce hayatımda olmayan ,duymadığım..Teak , Bambu , Amerikan Ceviz , Lake , İpek Beyaz , Abanoz .. Getirin önüme hepsini ayırt edebilirim.. Hatta Amerikan Ceviz çok farklı renklerde varmış öğrendim ,en güzeli natürel olanı bence..


Sıra geldi perde işine , uzun sürede mi yapılıyor perdeler ya.. Bir an önce siparişi vermen gerek diye sıkıştırılıyorum da!!


Mutfak sandalyemde budur.. Cuma günü kardeşimle mutfağa sandalye bakmaya gittik.. Bu benim mutfak konseptime uymaz dedim dedim güldürdüm kardeşceğizimi :) hay senin konseptine demeden onu da halletik.. Sırtının malzemesi polikarbonatmış , aslında aklımda transparan kırmızı sandalyeler vardı ama yerinde inceledim , çok çizilmiş onların oturma kısımları.. İstemem çizilmesin , dedim bunu aldım!! Ona da bir tik atalım :)

Mutfak masamızı da İkea'dan almıştım , beyaz bir masa .. Mutfak renklerimiz beyaz - teak - kırmızı.. Aksesuarlarım kırmızı :) Ne demişler 3 kuruş fazla olsun kırmızı olsun :))

Sandalye nereden diye merak eden olursa link ; Papatya


Minik bir bilgisayarım olsa ,diyen var mı??

Kardeşimin okulda kullanmak için aldığı , okul bittiği içinde artık kullanmadığı bilgisayarı satılıktır efenim.. Blog arkadaşlarımdan isteyen olursa yardımcı oluruz..



Özelliklerini ve fiyatını sorarsanız , ilgili link BURADA.

İlgilenirseniz verdiğim linkteki ulaşım bilgilerinden kardeşime ulaşın ya da yorumlara yazın , o da olmadı mail ile bir haber edin..

16 07 2009

İçini döktü..

*Blog maillerimi sık kontrol etmemem nedeniyle nerdeyse tanışmayı 4 gözle beklediğim arkadaşım Ayça ile tanışma fırsatım olamayacaktı.. Neyse son anda ayarladık bir şekilde buluştuk , tanıştık , konuştuk bol bol.. Hani denir ya birisiyle yeni tanışınca klasik olarak tanıştığıma memnun oldum diye , ben çok çok mutlu oldum Ayça ile yüzyüze tanıştığımıza ,çok şeker :)

Sıra taşınayım beraber aktivite yaparız diyen arkadaşımda , bekliyorum aktiviteleri :)

*Arada böyle güzel şeylerin olması iyi geliyor çünkü bu aralar keyfim pek yerinde değil.. Evin işlerinde bir takım problemler çıkıyor , problemler bir sonuçlansın , aman ha uzak durun diye yazacağım valla hiç affetmem!! Telefonda birileriyle konuşmaktan nefret ettim artık , birde sabah programlarındaki kocalarından dayak yemiş kadınlar gibi ben mağdurum beni mağdur ettiniz ama deyip duruyorum , ay çok fena...

*Babamla yürüyüşe başladık :) önce sabah yürüyelim dedik sonra babam 6'da kalk o zaman deyince, duuurrr dedim :) Neyse akşamları yürümeye karar verdik , yemekten sonra daha iyi oluyor.. Caddebostan'dayız akşamları baba-kız :) ohh serin serin..

*Bence sahil'deki yürüyüş yolu ile bisiklet yolu uzaklaştırılmalı birbirinden , yayalar için değil bu düşüncem bisikletliler rahat kullanamıyor yollarını çünkü.. Yurdum insanına kendilerine ayrılmış yürüyüş yolu yetmediğinden olacak bisiklet yolundan da yürüyorlar, yazıktır bisikletlilere..

*Sahil yavru kedi kaynıyor , kedi almaya niyeti olanlar hiç pet shop'ları aşındırmasınlar, nasıl sevimliler bir görseniz.. Benim bir kaç tane daha almaya niyetim var ( aman koccim duymasın ,şaka valla).

*İnsanların meşguliyetlerini anlayamıyorum.. Bazı arkadaşlarımı hep ben ararım sorarım , hep de aynı bahaneyi uydururlar bana ''AY ÇOK YOĞUNUM'' falan filan.. Bu nasıl bir yoğunluktur telefonun tuşuna basıpta bir merhaba diyemeyecek kadar bilemiyorum, anlayamıyorum.. Belki de ben yanlış arkadaşlara sahibim , kırgınım kısaca..

*Pazar gezmek terapi valla :) sinirle evden çıktım , terapimi aldım geldim..Biraz paraya mal oldu ama olsun en önemlisi huzur :)

09 07 2009

Kabak deyip geçme!!

Biri Bana Gelsin / Bodrum programındaki su kabaklarından yapılmış lambaları, gördünüz mü?


İlk programdan itibaren dikkatimi çekti , bende balkonuma istiyoooorum.. Hatta bizim eski yazlıkta bekçimizde çok olurdu o kabaklardan , gidip soracağım geldi valla .

Araştırmalarım sonucu ulaştığım adres budur efenim.. http://www.sukabagi.com/ fotoğlaraflarda oradan :) üzerindeki dana kadar yazıdan anlaşılıyor kanımca..

07 07 2009

Ice Age 3

Sadece çocuklar değil, büyüklerinde sevdiği bir animasyon film.. Ben bütün animasyon filmleri severim aslında :) Kahkahalarla güldük , iyi geldi ..



21:45 seansında hiç çocuk yoktu , salon koca koca adamlar ve kadınlarla doluydu :)


Hayat böyle bir şey..

Yazmayalı çook gün olmuş ..Rapor verir gibi yazmaktan hoşlanmıyorum, o nedenle yazmıyorum..

Rutin kan tahlillerim için gittiğim hastanede 2 yaşında minik bir kızla tanıştım, nasıl tatlı nasıl güzel.. Saçları olsa daha da güzel olurdu eminim.. Kafasında boydan boya bir ameliyat izi , yaşına hiç yakıştıramadığım.. Kemoterapi görüyormuş ve her gün kan değerlerine bakılması gerekiyormuş bu sebeple her gün iğnelerle haşır neşir olmak durumunda .. Benim karşımdaki sandalyede annesinin kucağında ağlıyor , önce ablaya diyor..
-Tamam diyorum önce ben ,bak hiç acımayacak..
Annesi , ''sen nelere katlandın kızım bu, ne ki'' diyor..

Kolunda iğneden dolayı oluşan morluklar , gözlerindeki yaşlar , kafasındaki yara izi çok dokundu bana..Çok minik daha, bunca acı !!



Sonra , apartmanımızın Sevinç teyzesi .. Asansörden çıkıyor , bakıyorum ''aa kim bu kadın'' .. Nasıl güzel bakıyor bana , eliyle güzel görünüyorsun anlamına gelen bir işaret yapıyor bana.. Sende çok güzelsin diyorum ama.. Çok zayıflamış, tanıyamayacağım kadar.. En kötüsü , o güzel Türkçesi ve sesi yok artık.. Apartmanımızın Sevinç teyzesi , tiyatro sanatçısı kendisi , düşünün bir tiyatro sanatçısı için sesin ,kendini ifade edebilmenin önemini..Tanıyan vardır eminim Tatlı hayatta İhsan beyin annesi , Bez bebekde Makbuş rollerindeydi. Sevinç Aktansel..

Kimseler hastalanmasa , sevdiklerimiz hep başucumuzda olsa.. Üzülüyorum..