Daha 3 saatlik araba yolculuğumuz var. Şantiyeden bize araç gönderilmiş bembeyaz ormanların arasındaki yollardan devam ediyor yolculuk ,uykumuzu aldığımızdan yorgunluk yok allahtan.. Sohbet ederek , yolu izleyerek devam ediyoruz.
Moskova’daki havaalanından itibaren hesaplayalım kaç saat sonra varmışız..7 saat uçak rötarı + 9 saat uçak + treni bekleme 5 saat + 15 saat tren + 3 saat arabayla= 39 SAAT!!
Şantiyeye varmadan önce ada hakkında kısacık bildiklerimi de yazayım..
‘‘Haritadan da gördüğünüz üzere Rusya’nın en doğusunda ve Japonya’nın kuzeyinde kalan bir adadır.. 1945 sonrası Japon idaresinden Rus idaresine geçmiş , fakat yerleşim çok fazla değildir.. Zamanında Rusya tarafından sürgün bölgesi olarak kullanılmıştır. Depremlerin sık yaşandığı bir ada olduğunu biliyorum ama biz oradayken denk gelmedik.Tam olarak kaç senesinde olduğunu bilmiyorum ama bir tsunami sonrası adanın bir kısmı yeniden kurulmak durumunda kalmış. Petrol ve doğalgaz açısından zengin bir yer(bizim gittiğimiz projede bir endüstriyel tesisti zaten).Proje hakkında bilgi.
Senenin 9 ayı neredeyse kış mevsimi yaşanır.Kışın sıcaklığın -49 dereceye kadar düştüğü olmuş, ki ben -40 dereceyi gördüm zaten.''
Kamp alanının görüntüsü
Şantiye, mini Türkiye zaten Enka ve daha bir çok Türk firması orada. Bizim şirkette Enka’nın Elektrik taşeronu. Şantiyede, bizim şirketteki arkadaşlar tarafından sıcak bir şekilde karşılanıyoruz. Eşim çoğunluğu tanıyor tabi ama ben ilk defa tanışıyorum herkesle.. Şantiye en yakın yerleşim yerine 3 saat uzaklıkta olduğundan , kampta kalmak zorundayız herkes gibi. Aileler için özel mutfağı ve salonu olan daireler yapılmış ama bize yer ayarlanamamış henüz onlardan.. Geçici olarak bizim ofisteki arkadaşlardan birinin odasına yerleştiriliyoruz.. O başka bir odaya taşınıyor ,sonra bu durum bir miktar karışıklığa sebep oluyor tabi.. Hala arkadaşı odasında zannedenler gece yarısı bizim kapıyı pat pat çalıyorlar.. Arkadaş bizim kapıya isimlerimizi yazdı da kimse gelip yanlışlıkla pat pat vurmadı :)
Kampta imkan çok spor salonu , bar, mini bir sinema salonu , telefonlarda direk uydudan İstanbul’daymış gibi 0212 koduyla arıyorsun.. Saatler uymuyor bir tek o problem heberleşmede , odalarda internet –tv vs.. İnsanları orada tutabilmek için imkanları sonuna kadar kullanmaya çalışmışlar aslında. Hava çok soğuk olmasına rağmen odalarda kısa kollularla gezecek kadar sıcak.. 1-2 problem var (o da benim için) ; mutfağımız yok yemekhane’nin yemekleri kişi sayısı çok fazla olduğundan hiç hoş değil. Hayatında esnaf lokantasını bilmeyen bana hiç hoş gelmedi işte.. Birde kalorili mi ne yapıyorlar şantiyelerde yemekleri şişiriyor insanı, kilo almıştım orada iğrenç yemeklere rağmen!! Bir problemde sıcak su yeterli olmuyordu..Hele de işçiler odalarına dağıldıysa unut artık sıcak suyu..
Geldiğimizin ertesi günü çalışmaya başladık..Vakit çabuk geçiyordu çalışınca , akşam eve gelince tv’de Kuşum Aydın vardı ya ,onun programı oluyordu :) Rutine bağlandı herşey , Cumartesi günleri staff yemekhanesinde ye ,sonra bara geç bir şeyler iç ,iki sallan ,iki muhabbet et .. 2 haftada bir Pazar günleri tatil.. Size ilginç bir detay daha, eşimin liseden 3 arkadaşı vardı orada :) Dünya’nın bir ucu orada denk gel yaa ,çok komik ama hepsi Enka ile bağlantılı çalışınca mesleklerde aynı olunca oluyor demek ki..
Bir süre sonra 3 ay olmaz daha fazla kalırsınız siz demeye başladılar bize, herkes 3 ay diye gelmişmiş de bırakmamışlar falan filan.. Bana yetti de arttı bile oradaki 3 ay.. Ömrümde bir daha göremeyeceğim soğuklar gördüm -40 derece , hemde nasıl bir fırtına.. Şantiye 2 gün tatil oldu kar fırtınası yüzünden , karda fenalaşıp bir düşsen 5 dakika sonra altında görünmeyecek şekilde üzerin karla kaplanıyor.. Fırtınanın olduğu gün arabanın yolda kalacağı tuttu eve giderken normalde kısa olan bir mesafe ama fırtınada yürümek o kadar zor ki.. Arabayı belki kurtarabiliriz diye ofisten arkadaşlar ve eşim geldi yanımıza ,abartmıyorum her birinin burnundan , kaşlarından veya çenelerinden buzlar sarkıyordu!! Hep birlikte eve yürümeye başladık (1,5 ay sonra aile dairelerine aldılar bizi ev diyorum o yüzden) ama normal yürüdüğümüz yolu bulabilmek nasıl zor, fırtınadan önünü göremiyorsun ve belimize kadar kar her yer.. Bata çıka yürüdük o yolu.. Eve geldik kapı karla kaplı !! Zorla temizledik hep beraber, açtık kapıyı topladım bekar arkadaşları da bize.. Kimse yemek yiyememiş tabi yemekhaneye gitmek imkansız, odalarında da bir şey yoktur biliyorum. Artık ne varsa yaptık yedik beraber ,fırtına biraz yavaşladı odalarına gidebildiler.Ertesi günde tatildi fırtına yüzünden. Sonraki gün ofislerin oraya çıktığımızda gördük ki her yer kardan görünmez olmuş, pencereler – kapılar kapanmış.. Kabus sona ermişti ama soğuklar devam tabi.
İlginç bir detay daha..Arabaların soğuk nedeniyle çalışması zor olduğundan geceleri fişe takılıyordu arabalar , park yerinde gördüğüm fişlere bir anlam verememiştim sonra öğrendim ne işe yaradığını..
Odalarında buzdolabı olmayan mühendis arkadaşların bulduğu çözüm.. Pencereler karla kapanmış olduğundan küçük cepler açarak buzdolabı haline getirmişler.

Eğlenceli günlerde yaşadık tabi , şantiye ortamı bazen çok sıkıcı da olsa genelde eğlencesi bol oluyormuş onu öğrendim.. Mesela mantı günü yaptık bir gün ,ofisçek. Sonra benim gibi yemek konusunda çok becerikli olmayan bir hatunu utandıran açma bir börek yaptı ki supervisorumuz parmaklarımızla beraber yedik. Hamuru sen yaparsın herhalde dedi bana. Yaparım sanırım dedim ama fazla cıvık bulundu hamurum.. Adam un koydu bir şeyler yaptı hamuru adam etti bir güzel açtı , bende yanında yamaklık yaptım öğrendim ama bir daha yapar mıyım bilmem ,yorucu bir iş bana gelmez valla..

Kırmızı önlüklü supervısorümüz olur efendim ve böreği.. Aman görmesin bu fotoyu :)
Sonra Haydin malikanesi diyorlardı bizim eve , spagetti gecemiz oldu.. Arkadaş birde davetiye hazırlamış davetiye de altta..

Ee okyanusu gördüm hatta buz tutmuş kısımlarında yürüdüm korka korka :) Ahh fotoğraflar ahh nerdesiniz!!
Ivır zıvır derken 3 ay geçti, ben uzun uzun kıvrandım tabi bu süre zarfında Moskova da Moskova diye. Sevmediğim Moskova cennet gibi görünmeye başladı gözüme medeniyetten uzak 3 ay sonunda. Markete gidip alışveriş yapmayı bile özler mi insan onu bile özledim, çünkü öyle bir imkanımız olamıyordu.
Dönüş yolculuğumuzda tam bir kabustu.. Ben oradan dönmeye çalışırken kabus adası ismini daha uygun buldum Sakhalin ‘e.
Ocak ayında gittik Nisan’da ayrıldık oradan bu süre içinde ben hiç toprak görmedim..Heeeep beyaz.. Hatta bu yüzden gözlerim hastalandı , güneş gözlüğümüde almamışım yanıma .. Şantiyenin dandik güneş gözlüklerinden kullanıyordum mecbur ,sapına da benim güneş gözlüğümün markasını yazmıştım beyaz bir kalemle.. Komik komik geziyordum öyle.
Dönüş yolculuğunda trenle olan kısmı problemsiz ve keyifli bir şekilde atlattık. Uçağa normal bir bekleyiş sonunda bindik ,aa herşey güzel gidiyor şaşılacak şey.. Ayakkabıları çıkardık yolculuk moduna girdik abur cuburlarımızı yemeye bile başladık hatta, sonra bir anons(!) Teknik bir arıza nedeniyle kalkamıyoruz, uçağı boşaltın.. Eşimin uçağa binerken yaptığı espri gerçek oldu! Uçağın yanından geçerken ‘aa tekerleği inmiş’ demişti.. Teknik arıza da uçağın tekerleğinin patlak olmasıymış meğerse. Etrafta fareler ve kedilerin kovalamaca oynadığı havaalanında uzun süre bekletildik havayolu şirketi tarafından, belki kalkar diye.. Sonra kalkmayacağına kanaat getirdiler yarın gelin dediler ,havaalanın karşısında dıştan bile korkunç görünen bir oteli gösterdiler bize ..Tüm Ruslar hücum etti tabi beleş otele. Biz şirketi aradık hemen ,otel bulun kaldık burada diye.. Bir gün kalacağımızı umduğumuzdan bavulları da geri almadık. O yorgunlukla otele gittik. Ertesi gün gideceğiz neyse ki dedik..
Ertesi günde kar fırtınası çıkmaz mı!! Bu seferde hava muhalefetinden dolayı gidemedik..Ben artık gidemeyeceğiz fikrini kafama yerleştirmiştim.Ertesi gün için hiç umutlanmadım. Ertesi gün haber geldi havaalanına gittik ve uçağa bindik 9 saat sonra Moskova’daydık.. Bu kadar kolaymış!
3,5 aylık macera son bulmuş oldu böylece..Şimdi dönüp bakınca iyi ki gitmişim görmüşüm diyorum ama yine aynı şeylere katlanamam sanırım. Gerçi bizim şirketin yine böyle kerbela yerlerde işi olur ,gitsek mi diye aklımızdan geçiyor zaman zaman ama bu sefer sıcağına tav oluyorum :)
Yok yok İstanbul'a bir yerleşeyim 1-2 sene kimse dokunmasın bana , sonrasını düşünürüz.. Sakhalin bana taşına toprağına kurban olduğum Moskova dedirtti ya helal olsun valla!!
Bu arada bitlenmedim arkadaşlar..1 hafta boyunca psikolojik olarak kaşındım ama :)






24 yorum:
:0
ASkolsun valla buzdolabi fikri gercektende zekiceymis.
:0
ASkolsun valla buzdolabi fikri gercektende zekiceymis.
:0
ASkolsun valla buzdolabi fikri gercektende zekiceymis.
:0
ASkolsun valla buzdolabi fikri gercektende zekiceymis.
:0
ASkolsun valla buzdolabi fikri gercektende zekiceymis.
:0
ASkolsun valla buzdolabi fikri gercektende zekiceymis.
Serpilcim müthiş bir deneyimmiş yaşadığınız,sanki lost adasına düşmüşsünüz gibi geldi yaa,medeniyetten uzak ama yine herşeyin olduğu...
10-15 yıl önce hiç aklına gelir miydi böyle yerlere gideceğin di mi,herşey nasip kısmet...
bence sen yol maceraları yazmalısın sık sık...
sevgiler çiçekler olsun sana...
canım benim, valla devamını ağzım açık okudum :) iyi dayanmışsınız... moskovayı'da özlemek nasıl olur öğrenmişsindir :) ıyk moskovayı özlemek :) sen gel bu taraflara, hadi, bekliyoruz :)
Buzdolaplarına bayıldım hahahyt..ama zormuş be Serpilcim..-40 diyosun..amanın..ben hayatımda görmedim -40...
Korku filmi gibi başladı, eğlenceli oldu ve korku filmi gibi bitti:) Ben senin kadar cesaretli olamazdım Serpil, tebrik ediyorum seni:)
Her tarafın karla kaplı olması çık hoş ama çok kalmak istemezdim doğrusu. Hele -45te ben kesin donarım. Buzdolapları da çok hoşmuş;)
İyi cesaret gerçekten. Düşündüm de ben yapabilir miydim diye? Kızım olmasaydı yapardım belki.
Ayrıca yazı çok akıcı ve sürükleyici.
Selamlar
kisin "sicakligin" -49 dereceye kadar düstügü mü? buna sicaklik denmez, sogukluk ta denmez, donukluk dense yeridir yani:) olsun güzelim, iyiki gitmissin, ben olsam ben de giderdim. esinin yaninda olduktan sonra gerisi hikaye. Bence tam bir macera olmus. zevkle okudum!:) ha bi daha gidilir mi? bence de gidilmez;)
film gibiymiş yahu, senaryolaştır sen bunu :))
çok eğlendim okurken.
gözlük kenarı yazıya da bittim :)))
zevkle okudum, heyecanlanarak.
kendimi rus filmlerinde, yada romanlarında gibi hissettim. haha bi ajan olduğumu düşletti bu yazın... bence iyiki gitmişsin hayatında hiç yaşayamayacağın bir tecrübe olmuş.
Serpil resmen film izler gibi okudum , sen anlattın ben kafamda canlandırdım haha .süperdi yaa .. senin için zordu tabi ama. okuması zevkli. Ben karar verdim böyle paylaşım yazılarını okumayı daha cok seviyorum . Buarada Rusya yazılarınıda severek bir çırpıda okudum bitirdim. Daha cok beklıyorum yazı :)
Buzdolabı pek bir doğalmış :) Bir daha gitme benced e, bende kıyamam sana yollamam valla enişteye söyle :)
Ayh ben bile oh be dedim...
Hayata bir daha gelsem miskin bir köy kedisi olmayı isterdim sobanın kıyısında başında mır mır... Bukadar soguk ve kar görüntüsü benim ömrümü yerdi iyi sabretmişsiniz...
Tek kelimeyle müthişşşşşşş.
Ne macera! Haydins'cim ne güzel bir anı.. Tabi zorlu ve kabus dolu olması cabası ama eğlenmişsiniz de. Benim gidesim geldi :) Anlatışından sanırım. Buzdolabı şahane :)
İki yazıyı da okudum, üzerinden 15 dk geçti ama ben hala kaşınıyorum :S
Caprice diyari,
Zorluklar neler cikartiyor ortaya :)
Delfinacim,
Gitsek bir yerlere yaarim yine tabi..Yok o kadar esrarengiz degildi,Losttaki ada da issiz degil zaten :) di mi:)
Aycacimm,
Yarin geliyorum :)bekle :)
Tanyacim ,
Gorme zaten pek gerkli degil :)
Beetlejuice,
Evet bana bira hayret ediyor arkadaslarim filan..Sabirliyim galiba ya da kocayi cok mu seviyorum ne :)
Gulhan,
Ona gore kiyafetler giyiyorduk santiyede..Kimse donmadi orada simdiye kadar duymadim :)Donulmuyormus demek ki..
Kagittan gemiler,
Tesekkurler, ben konusur gibi yazmayi seviyorum..Edebiyat yapmaktan pek hoslanmiyorum :)Cocukla gelenlerde vardi!!
Zeynepcim,
Ayni yere yok..Ama daha once gitmedigim bir yere dusunurum :)
Ozlemcim,
Egleniyordum kendi kendime iste..Yok canim daha ne hikayeler cikar santiyeci hanimlarindan :)Yillarini boyle gezerek gecirenler var..
Rosewell,
:)Tesekkur ederim..O kadar yogun mu hissettiniz ya, sevindim valla..
Tuku,
Moskova hakkinda arada yaziyorum tabi :) ama geziler simdilik bu kadar baska bir yerlere surulursek oradan devam ederim artik canli canli :)
Flame,
Yok ayni yere gitmem zatende, baska bir yer olursa dusunurum :)
USlanmamisim hala bu sefer sicak yerler olsun bari diyorum ama..
Keyifli hobiler,
Ic mekanlar cok sicak oluyordu ama disarida da zaten cok fazla isim olmuyordu ama orada calisan isciler icin cok daha zordu.Disarida calistiklarindan..
Yasemin,
Tesekkur ederim :)
Caprice diyari,
Zorluklar neler cikartiyor ortaya :)
Delfinacim,
Gitsek bir yerlere yaarim yine tabi..Yok o kadar esrarengiz degildi,Losttaki ada da issiz degil zaten :) di mi:)
Aycacimm,
Yarin geliyorum :)bekle :)
Tanyacim ,
Gorme zaten pek gerkli degil :)
Beetlejuice,
Evet bana bira hayret ediyor arkadaslarim filan..Sabirliyim galiba ya da kocayi cok mu seviyorum ne :)
Gulhan,
Ona gore kiyafetler giyiyorduk santiyede..Kimse donmadi orada simdiye kadar duymadim :)Donulmuyormus demek ki..
Kagittan gemiler,
Tesekkurler, ben konusur gibi yazmayi seviyorum..Edebiyat yapmaktan pek hoslanmiyorum :)Cocukla gelenlerde vardi!!
Zeynepcim,
Ayni yere yok..Ama daha once gitmedigim bir yere dusunurum :)
Ozlemcim,
Egleniyordum kendi kendime iste..Yok canim daha ne hikayeler cikar santiyeci hanimlarindan :)Yillarini boyle gezerek gecirenler var..
Rosewell,
:)Tesekkur ederim..O kadar yogun mu hissettiniz ya, sevindim valla..
Tuku,
Moskova hakkinda arada yaziyorum tabi :) ama geziler simdilik bu kadar baska bir yerlere surulursek oradan devam ederim artik canli canli :)
Flame,
Yok ayni yere gitmem zatende, baska bir yer olursa dusunurum :)
USlanmamisim hala bu sefer sicak yerler olsun bari diyorum ama..
Keyifli hobiler,
Ic mekanlar cok sicak oluyordu ama disarida da zaten cok fazla isim olmuyordu ama orada calisan isciler icin cok daha zordu.Disarida calistiklarindan..
Yasemin,
Tesekkur ederim :)
Buzdolabi fikri super ark tebrik etmek lazim
ama -40 mi
Allah`im sen koru
bitlenmeden atlatmisin sevindim
:)
severek okudum sakhalin maceranı,sıkıntılar unutulup geriye güzel anılar kalıyorlar. Bit lafını duyunca ben de kaşınmaya başladım valla yalan yok.
buzdolabına bayıldım yahu. çok yaratıcı
Yorum Gönder